Bir çocuk büyür, bir çocuk yetişir, bir çocuk gelecektir tüm dünyaya,  bir millete, bir ülkeye.

Cumhuriyetimizin 102. yılını coşkuyla kutladığımız bu günlerde, geleceği gençlere ve çocuklara emanet eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir.”

Çocuklar büyürken, yetişirken güzel dünyalarının içinde saf sevgi ve masumiyet vardır.

Onların neşesi, umudu hep var olmalı ki üretebilsinler, hayal edebilsinler, hayal ettiklerini gerçekleştirebilsinler. Sordukları sorular, her şeyi keşfetmek istemelerinin aslında hayatı anlamaya çalışmalarının en kıymetli göstergesidir. Öğrenmek istedikleri ne çok şey var; öğrenecekler ki büyüyecekler. Bilgi sahibi olacaklar ki gelecek onlarla çok daha güzel olacak.

Gözleri ışıl ışıldır; bir çocuğun gözlerine bakınca anlaşılır o pırıl pırıl bakış… Sevmenin en derin hâlidir.

Zaman geçtikçe yaşamın getirdiği kriterleri öğrenirler. Bazıları muhteşem duygulardır; bazıları hiç de değildir.

Okul hayatının başlaması, onların minik kalbinin artık başka bir ortamda, hatta kalabalık bir yerlerde attığı yeni bir yoldur. Yeni yüzler, yeni davranışlarla karşılaştıkları, belki de bu zamana kadar yaşamadıkları duyguları öğrenecekleri bir başlangıç… Belki birkaç kelimeyi yanlış söylüyordur; belki göz sağlığı için gözlük kullanıyordur. Kendi ailesi ile birlikteyken konusu bile geçmeyen bu durumlar, okul hayatının başlamasıyla bir ömür boyu iz bırakacak davranışlarla karşılaşabilme ihtimalini getiriyor o saf sevgi dolu kalplere.

Evet, akran zorbalığı diye bir gerçek var ve ivedi şekilde önlemler alınması gereken bir davranış bozukluğu. Yeni çıkan bir kavram mı? Hayır, tabii ki değil. Eskiden “arkadaşı ile dalga geçmiş” denirdi, “şaka yapıyor” denirdi. Nasıl da yanlış bir tanımlama… İşte bu tanımlamaların sonu bugün gelinen; artık anaokulu çağına inen akran zorbalığı.

Bir çocuğun fiziksel özellikleri, maddi olanakları veya kişisel gelişimi ile ilgili aynı yaşta akranının kurduğu cümleler, gösterdiği tavırlar karşısında bazen bizler bile hayretler içinde kalıyoruz. “Değerler” kavramı; küçük yaşta aile ile öğrenilen, okul hayatı ve eğitim ile gelişen kavramlar zinciridir. Sevgi, saygı, dürüstlük, yardımseverlik evrensel değerler arasındadır.

Akran zorbalığı sözsel olabiliyor; çoğunlukla lakap takma, tehdit etme, alay etme gibi. Fiziksel temas ile; en çok görülen durumlar itme, vurma, arkadaşının eşyasını kırma, zarar verme gibi. Sosyal saldırganlık ise; usandırma, oyunlara dahil etmeme gibi davranışlarla çocukları etkiliyor. Günümüz dünyasında yaygınlaşan teknolojik aletlerle siber zorbalık da yüksek oranda çoğalmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucunda maalesef ki her dört çocuktan biri bu davranışlara maruz kalıyor; her altı çocuktan biri de akran zorbalığı yapıyor. Ailesi tarafından ihmal edilen ve şiddet gören çocuklarda zorbalık davranışı daha çok görülmektedir. Bu durumların birçoğu ve benzerleri, çocukların psikososyal gelişimlerini etkileyen ciddi problemlerdir. Bu davranışlara maruz kalan minik kalpler üzerinde duygusal, fiziksel ve sosyal açıdan olumsuz etkiler gözlemleniyor.

Genel olarak zorbalık; oyun, eğlence gibi başlar ve giderek şiddetini artırarak dayanılmaz bir seviyeye gelebilir. Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa, eskiden sevdiği aktivitelerden uzaklaşıyorsa, üzgün, sessiz ya da içine kapanık davranıyorsa, telefonunu saklıyor, mesajlarını gizliyorsa, eşyaları yırtıksa; bunlar birer “zorbalık” işareti olabilir. Erken fark etmek, önlem almanın ilk adımıdır.

Akran zorbalığını daha kolay fark edebilmek için çocuğunuza okul deneyimleri hakkında sorular sorup o gün yaşadıklarını paylaşmasını isteyebilirsiniz. “Neler oluyor?” diye değil, “Sen nasılsın?” diye sorun. Çocuğunuzu gözlemleyin ama baskı kurmayın. Ona inandığınızı hissettirin. Bu konuşmalar sırasında bir sohbet ortamı yaratın. Önce dinleyin ve açık bir iletişim kurun; destek olun. Böylelikle çocuğunuz sizin desteğiniz ile güvende ve mutlu hissedecektir. Yaşadıklarını sizinle daha kolay bir şekilde paylaşacaktır.

Aile içi iletişim kurabilmek, doğru rol model anne-baba olabilmek ne kadar önemliyse; ebeveyn olarak da ebeveyn zorbalığı yapmadığımızdan emin olmalıyız. “Ebeveynler de zorbalık yapar mı?” sorusu belirdiyse aklınızda… Bu konuda başka bir yazı dizisinde ele alacağım bir başlık olsun. Buraya kadar akran zorbalığını yaşayan çocuklardan bahsettim.

Peki çocuğunuz akran zorbalığı yaşatıyorsa bunu nasıl anlayabilirsiniz? Arkadaşları ile ilişkisi, konuşma şekli bunu size bir ölçüde gösterebilir. Okulla ve arkadaşlık ettiği kişilerin aileleri ile iletişim hâlinde olmanız size yardımcı olacaktır.

Bir çocuk, yarının büyüğüdür ve bir çocuğu en güzel şekilde yetiştirmek hepimizin görevidir. Unutmayalım ki en güzel müzik; bir çocuğun kahkahasıdır.

Sevgiyle kalın…

Burcu Uzguç Yalgın

0 Yorum

Yorum Alanı

Lütfen gerekli Alanları Doldurunuz *