Sarıyla bütünleşen kızıl rengin büyüsüne kapıldığımız, cama vuran yağmur tanelerinin sesini dinlediğimiz sonbahar günlerinde sizlerle bir kez daha buluşmak harika.

Yazacak, anlatacak, paylaşacak öyle konularım var ki; her yeni ayın gelmesini heyecanla bekliyorum.

Dünya değişiyor, zaman geçiyor. Doğru bildiklerimiz yanlış, yanlış bildiklerimiz doğru çıkabiliyor. Hayatımıza yenilikler giriyor. Her gün yeni bir cümle yükleniyor hafızalara…

Bilim, ilim ilerliyor derken artık yapay zekâ adında bir uygulama bile var. Bizi şaşırtan, alışkanlıklarımızdan vazgeçiren, birden çok bilgiye şahit oluyoruz.

Eskiden bunlar yoktu, nasıl devam ediyordu bu yaşam? Cümleleri her sohbette masanın etrafında dönüyor.

“Sen yanlış biliyorsun, aslında şunu yemek sağlıklı değil.” dendiğinde bir an duraksıyoruz.

“Şimdiye kadar yanlış biliyormuşum.” diye düşünce baloncukları eşliğinde beyin fırtınası yapıyoruz.

Her şey değişime uğruyor da kendi değişimine odaklanıyor musun?

“Ben hep aynıyım.” diyenler arasında mısın?

Oysa ki sen de değişiyorsun. Büyüyorsun, olgunlaşıyorsun, duyguların ve düşüncelerin değişiyor, öğreniyorsun… Bir yıl önceki sen ile şimdiki sen arasında bile fark var. Sen bunun farkında mısın?

Bu nasıl kıymetli bir süreç: değişim, gelişim ve adı da “yaşam.”

Yaşam çok şey getiriyor, seneler içerisinde çok şeyleri de götürüyor bizden. Geleni karşıladığımız olgunlukla gideni de uğurlamalıyız.

Değişen her detayı biliyoruz ama kendi değişimimiz ile yeteri kadar ilgilenmiyoruz.

Duygularımızı kontrol etmek gerek. Hani senelik rutin kontrollerimiz var ya, check-up gibi… Duygu durumumuzu da şöyle güzelce gözden geçirmek, yıllık takvimimizde yer alabilir.

“Ben nasılım?” diye kendine sormak basit bir cümle gibi dursa da içinde farkındalığı yaşayacağınız bir çözüm sürecidir.

Kişinin kendini bilmesi aslında bir armağandır.

Nerede olduğunuza siz karar veriyorsanız, mutlu olabildiğiniz kişileri siz seçiyorsanız, sınırlarınızı siz koyuyorsanız, sorumluluk ve görevlerinizi siz tayin edebiliyorsanız harika bir yoldasınız.

Öz dönüşüm açılımı ile öze dönmek; kendinizin de değişen dünya düzeninde geçirdiği süreçleri keşfetmektir. Kişinin, dönüşüm gerçekleştirmek istediği alana bağlı olarak kendini farklı bir bakış açısıyla dönüştürmesidir.

Bir zaman önce keyif aldığınız bir sohbet şimdi size anlamsız gelebilir…

Konumu artık ilginizi çekmiyor, anlattığınız kişiler mi yetersiz kalıyor, duygularınız mı anlaşılmıyor ya da artık siz mi anlatmak istemiyorsunuz?

Yaşadığımız her şeyde dönüşmek, değişmek esastır.

Hayatımızda denge veya dengeyi sağlamak kişilik özelliklerimizle eş orantılıdır.

Karakterimizi oluşturan kişilik özelliklerimiz ile yolda olmayı ve yola devam etmeyi istiyoruz.

Dışarıdan gelen, size yüklenen kişilik özelliklerini de kabullenmiş olmak değil de “İstersem, bana uygunsa yoluma dahil ederim.” diyebilmek de öz dönüşümün bir parçası.

Sözün özü şu aslında:

Sen sen olduğun için dünya güzel.

Sen kendini bildiğin için dünya güzel.

Sen istediğin için değişim değerli.

“Dünyada değişiklik yapmakla başarılı olan insanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.”

Kendiniz olmaktan asla vazgeçmeyin. Değişin; amma velâkin değişiminiz sizin istediğiniz için olsun.

Sınırlarınızı koruyun, düzene uymak zorunda değilsiniz. Sizin düzeninize de uyabilir dünya ve etrafınızdakiler. Kendiniz olarak güne başlayın ve devam edin.

Unutmayın ki özgürlüğün diğer adı da 

‘‘Ben Olmak’’

Sabahattin Ali’den bir öğüt ile şimdilik hoşça kalın:

“Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri, etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız.”

Instagram: burcuuzgucyalginkocluk

0 Yorum

Yorum Alanı

Lütfen gerekli Alanları Doldurunuz *