İnşaat ve dekorasyon sektöründe kadın olmak… Üstelik sadece olmak değil, sevilmek, güvenilmek ve “abla” denilerek benimsenmek. Suna Sarıoğlu’nun hikâyesi, yıllar süren bir sabır, detaylara duyulan tutku ve müşteriyle kurulan dostlukların birleşiminden doğan ilham dolu bir başarı öyküsü.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1974 Samsun Çarşamba doğumluyum. 12 yaşımdan beri Kocaeli’de yaşıyorum. Lise mezunuyum. İki çocuğum var; biri kız, biri erkek. İkisi de tasarım mezunu. Hayatım bu kadar diyebilirim.

Bu sektörde ne zamandır çalışıyorsunuz? Başlama süreciniz nasıl gelişti?

20 yıldır bu sektördeyim. 2006 yılında başladım. Aslında sektöre muhasebeci olarak girdim. Toprak Seramik kökenliyim. TMSF Toprak Seramik’e el koyunca başka bir firmaya geçtim. Orada patronum beni direkt ustaların başına atadı. Başta çok zorlandım. Gençtim, toyduk, üstelik kadındım ve ustalar beni dinlemiyordu. Çok ağladığım oldu.

A dediğimde B yapıyorlardı sadece kadın olduğum için. Patronum bir gün dedi ki, “Hak edişlerini sen yap, bak nasıl düzeliyorlar.” O günden sonra bana “abla” demeye başladılar. Bugün hâlâ bu sektörde “Suna Abla” olarak biliniyorum.

Bu sektörde nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Müşteriyle ilişkiniz nasıl?

Birinci kuralım şudur: İşi aldığımda müşterinin isteklerini dinlerim ve projeyi çizerken “Bu benim evim olsaydı ne yapardım?” diye düşünerek tasarlarım. Müşterinin çok özel bir isteği yoksa genellikle kendi mantığımla ilerlerim. Bugüne kadar hep güzel işler çıktı, güzel dostluklar kurduk. Müşterilerimin eşi, dostu, akrabasıyla çalışmaya devam ediyorum.

Kadın olarak bu sektörde olmak nasıl bir deneyim?

Çok stresli bir iş. Kadın olmak bu işi daha da zorlaştırıyor. Ama disiplinli olursanız ve güven verirseniz, işler kolaylaşıyor. İş bitip müşterinin mutluluğunu gördüğümde tüm yorgunluğum geçiyor.

Ben kendimi şöyle tanımlıyorum: 70 yaşında bir evi alıyorum, onu estetikle 30 yaşına getiriyorum. İçini boyuyorum, döşüyorum, süslüyorum ve gençleştiriyorum. Müşterilerim de evlerinde daha mutlu yaşıyor. Genellikle dostluğumuz da devam ediyor. İş bittikten sonra bile müşterilerimle irtibatım kesilmiyor.

Süreç Nasıl İşliyor? Suna Hanım, profesyonel olarak sizden hizmet almak isteyen biri nasıl bir süreçten geçiyor?

Öncelikle bizimle iletişime geçtikten sonra keşif için adreslerine gidiyoruz. Ardından, müşterimizin taleplerine göre üç boyutlu bir proje hazırlıyoruz. Projeyi onayladıklarında uygulama aşamasına geçiyoruz. Bu sürecin her adımında birebir ben yer alıyorum. Çünkü müşteriyle kurduğumuz güven ilişkisini kaybetmemek en öncelikli ilkemiz.

Hizmet sonrası süreçte desteğiniz devam ediyor mu?

Kesinlikle. İşin esprisiyle söylüyorum ama “iki yıl garantili” değil, “ömür boyu garantili” işler yapıyorum. Örneğin, beş yıl sonra buzdolabı değiştirilir ama yerine sığmaz. Müşteri kimi arayacak? Tabii ki beni. Çünkü o mutfağı ben yaptım, sorumluluğu da bana ait.

Peki sektörünüzün artı ve eksi yönleri nelerdir?

En onurlandırıcı yanı, insanların mutluluğu. İş bittiğinde “Allah razı olsun” dediklerini duymak benim için büyük bir değer. En zor yanı ise hâlâ “kadın” olduğum için yadırganmam. Ölçü almaya gittiğimde kadınlar bile “Aa kadın!” diyebiliyor.

Hiç unutmam, bir müşteri “Bu bit kadar kadın mı yapacak bu işi?” demişti. Sanki ben kıracağım o duvarı! Ama kadın olduğum için çok iş de aldım. Çünkü kadınlar evde yalnız kalabiliyor, eşleri şehir dışında oluyor. Ben ustalarımı her sabah kendim götürürüm. Akşam müşterilerimi arar, bilgi alırım. Sabah tekrar giderim. Bu samimiyet ve güven çok önemli.

Ustalarınızla ilişkiniz nasıl?

12 yıldır aynı ekiple çalışıyorum. Sadece boyacım yeni, o da iki yıldır benimle. Hepsi aile dostum. Ben bir Başak burcuyum. Detaycıyımdır. Daha eve girerken hatayı görürüm. O yüzden ekip çok önemli. Gerekirse dışarıdan usta alırım ama başında dururum, nasıl çalışıyor diye bakarım.

Geleceğe dair hedefleriniz, hayalleriniz neler?

Bu dükkanı, en büyük destekçim ve ortağım oğlum Emre ile birlikte devam ettirmek için açtım. Hayallerimi artık kendim için değil, oğlum için kuruyorum. Çok büyük olmak istemiyorum. Büyük işlerde hata payı da büyük oluyor. Ben bir ayda dört iş yapabiliyorsam beşincisini almam. Çünkü aksar, ben sinirlenirim. Derdim çok iş yapmak değil, düzgün iş yapmak.

Bir ev yaptığınızda o insan size beddua ediyorsa başınızı yastığa koyamazsınız. Ama yaptığınız her işten sonra “Allah razı olsun” deniyorsa, o zaman doğru yoldasınız demektir.

Müşterilerle dostluklarınızın devam ettiğini söylediniz. Bu bağ nasıl oluşuyor sizce?

İnsanları insan oldukları için seviyorum. Kim oldukları önemli değil. Allah onu bana göndermişse, karşıma çıkarmışsa vardır bir hikmeti. Güler yüzlü olmak en büyük artım. Sinirliyken bile gülebilirim. Gülmek sadakadır derler ya. Her sabah müşteriye enerjik giderseniz o da mutlu olur. Hatta evleri bittiğinde “Sizi artık göremeyecek miyim?” diye üzülen müşterilerim olur. Böyle güzel dostluklarla işlerim devam ediyor.

Instagram: sunsayapi

0 Yorum

Yorum Alanı

Lütfen gerekli Alanları Doldurunuz *