CESARETİN OLDUĞU YERDE YOL DA VARDIR

Her yolculuk bir cesaretle başlar. Bazen yeni bir ülkeye gitmek, bazen bilinmez bir kültürün içine dalmak, bazen de sadece kendi sesini duymaya karar vermek… Derin’in hikâyesi tam da böyle bir cesaretin sonucu. Amerika’da yüksek lisans yaparken yalnızlığın, zorlukların ve farklılıkların içinden geçerek kendi yolunu çizen Derin; bugün bağımsızlığın, özgüvenin ve kendi değerlerinden kopmadan ilerlemenin simgesi haline geliyor. Onun ilham veren serüveni, genç kadınlara güçlü bir mesaj taşıyor: “Cesaretin olduğu yerde yol da vardır.”
Derin, seni tanımayanlar için kendini nasıl anlatırsın?
Ben Derin. Amerika’da yüksek lisans yapıyor ve hayatımı burada kurmaya çalışıyorum. Sürekli öğrenmeye, gelişmeye ve yeni kültürler tanımaya meraklıyım. Moda ve marka yönetimi alanına ilgim var ama bunun yanında kendimi hiç bilmediğim bir çalışma kültürünün içine atmak, farklı insanlarla bağ kurmak ve kendi yolumu çizmek benim için çok değerli. Yaşadığım zorlukların beni daha güçlü birine dönüştürdüğünü hissediyorum.
Amerika’da tek başına yaşamak ve okumak nasıl bir deneyimdi?
Çok zorlayıcı ama bir o kadar da öğretici oldu. İlk başta yalnızlık ağır gelse de zamanla kendi ayaklarım üzerinde durmayı, kararlarımı sahiplenmeyi ve kendime güvenmeyi öğrendim. Geriye dönüp baktığımda o sürecin beni olgunlaştırdığını ve gerçek anlamda bağımsızlaştırdığını görüyorum.
Master sürecin sana neleri öğretti?
Bu süreç sadece akademik değil, kişisel anlamda da bana çok şey kattı. Farklı kültürlerden insanlarla birlikte çalışmayı, fikirlerimi daha net ifade etmeyi ve sabırlı olmayı öğrendim. Yoğun ve zorlayıcı dönemlerde pes etmemeyi, hedeflerime odaklanmayı deneyimledim. Kendime olan güvenim arttı, ne istediğimi daha iyi görmeye başladım.
Grey Dergi’yi tanıyınca ne hissettin?
Dergide samimiyet, yaratıcılık ve genç bir enerji var. Sadece moda ya da başarı hikâyeleri değil, insanların iç dünyasına da yer vermesi beni çok etkiledi. Hikâyemin değer bulabileceği bir alanla karşılaşmak bana çok iyi hissettirdi.
Sence Amerika ile Türkiye arasında nasıl bir bağ kurulabilir?
Bence en güçlü bağ kültürden geçiyor. Moda, sanat ve eğitim aracılığıyla çok güzel köprüler kurulabilir. Ben de bu köprünün bir parçası olmayı istiyorum;
Türkiye’nin değerlerini burada göstermek, buradaki deneyimlerimi de Türkiye’ye taşımak bana çok anlamlı geliyor.
Hero Academy ile tanışmak sana ne kattı?
Eğitimler sayesinde kendimi daha yakından tanıdım. Ne istediğimi, hangi noktalarda tıkandığımı fark ettim. Bazen insan güçlü olduğunu düşünür ama içeride çözülmemiş şeyler vardır; koçluk bana o kapıları açmayı öğretti. Hedeflerimi daha net koymayı, değerlerimden uzaklaşmadan yol almayı öğrendim. En önemlisi de hayatımı başkalarının beklentilerine göre değil, kendi iç sesime göre yönlendirmem gerektiğini anladım.
Gelecekte kendini nerede görüyorsun?
Amerika’da kendi alanımda güçlü bir kariyer kurmuş, markalarla çalışan ve uluslararası vizyonu olan biri olarak görüyorum. Ama sadece iş odaklı değil; kendi kimliğini, kültürünü ve değerlerini unutmadan yaşayan biri olmak istiyorum. Türkiye’den getirdiğim bakış açısıyla burada öğrendiklerimi harmanlayarak kendi yolumu çizmek en büyük hayalim. Uzun vadede kendi markamı kurmak veya danışmanlık vermek de planlarım arasında
Genç kadınlara ne söylemek istersin?
Kimsenin çizdiği sınırlara sığmak zorunda değiller.
Amerika’ya tek başıma gelirken çok zorlandım ama o cesareti gösterdiğim için bugün bambaşka bir yerdeyim. Cesur olmak, hata yapmaktan korkmamak ve kendi sesini duymak çok önemli. İnsanlar “olmaz” dese bile sen kendine inanırsan mutlaka bir yol buluyorsun. Bu yüzden hayallerinden asla vazgeçmesinler ve kendi değerlerini küçümsemesinler.
Instagram: sellmakahraman



0 Yorum