Yasemin Hanım, hem anneliği hem kariyeri hem de hayalleri ilmek ilmek örmüş bir güzellik profesyoneli. Sakarya’da butik hizmet verdiği salonunda doğallıktan ödün vermeden danışanlarına yalnızca uygulama değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi sunuyor. Bakımın teknik yönü kadar ruhsal tarafına da değinen Yasemin Hanım’la beden, ifade ve özgüvenin iç içe geçtiği bir röportaj gerçekleştirdik.

Yasemin Hanım merhabalar, kısaca kendinizden ve güzellik sektöründeki kariyerinizden bahseder misiniz?
Çocuklarımla kurduğum küçük, kendi halinde bir dünyamız var. Yıllarca farklı alanlarda farklı sektörlerde çalıştım ama hep arayıştaydım bir türlü evet ben buradan yürürüm diyemiyordum, içime sinmiyordu hiçbir iş. Çeşitli sektörlere baktım ki hangisinde kendimi iyi hissedersem orada devam edeyim. Okuduğum alan sonuçta o anki tercihimdi ama yıllar geçtikçe bazen maddi bazen manevi olarak hedefler tutmuyor, içimdeki potansiyel tatmin olmuyordu ve bence kimse mutsuz olduğu işte çalışmamalı, kendini, özünü aramalı. Girdiğim bütün işleri severek yapmama rağmen beni ilerletmeyeceğini anladığım anda hep ayrıldım. Bir gün şehir değiştirmek zorunda kalınca, 4 yıl boyunca yeni yaşam yerimizde çalışma imkanını bırakın evden bile çok çıkamayabiliyorduk. O dönemde sağlıklı yaşam ile ilgileniyordum. Tam bir kozmetik ve bakım aşığı biri olarak kozmetik ağı kurma teklifi almıştım. Başlarda kabul etmesem de evde yapabileceğim güzel bir fırsattı, Bunu keşfettiğim anda tabi ki onu da hakkıyla yaptığıma inanıyorum. Başarı ile ilerledikçe bu duygu beni çok besliyordu, insanlarla iç içe, onlara ve hayatlarına dokunabildiğim bir işin bana çok iyi geldiğini farkettim.

4 yıl sonra buraya yani Sakarya’ya geri döndüğümde artık 2 bebekli bir anne idim. Çalışmadan duramayacak kadar içim içime sığmıyor ama çocuklarımı da kendim büyütmek istiyordum. Bu yüzden iş kurmaya karar vermiştim. Lokasyondan bağımsız bir kozmetik ağı işim var, yenilik arayışımın yine devam ettiğini farkettim. 4 yıllık bu ev sürecimde bir çok eğitim almıştım. Sakarya’ya gelince kurslara giderek eğitimlerimi bir belge altında topladım. En büyük şansım iyi eğitmenlere denk gelmek oldu sanırım. Ama biraz mükemmeliyetçi olduğum için belgelerime rağmen alanımın yüksek okulunu da okumaya karar verdim ve bunun için hergün hızlı tren ile Eskişehir’e gidip gelmek pahasına saç bakımı ve güzellik hizmetleri bölümünü bitirdim. Bu esnada çok güzel bir fırsat olarak da hastanede işe başladım. Şehrin en iyi hastanelerinden biri olduğu için bana çok şey kattı diyebilirim. Akademik olarak da tecrübe olarak da artık kendi donanımımı yeterli görüyordum ve biraz da yorulmuştum tempodan dolayı, bu yüzden kendi yerimi kurmaya hazırlandım. Benim hayatımda her şey tam kafamdaki gibi ilerlediği için doğru zaman geldiğinde anlayacağıma çok emindim. Doğru zaman ve doğru yer olduğuna inandığım anda start verdim. İlmek ilmek inşaa etmenin hazzı çok başka. Kolay olsaydı belki bu kadar keyif alamazdım anlatırken, hatta anlatacak birşeyim de olmazdı sanırım :) Bu tempolu sürecin ardından artık rahatça hiçbir telaşım olmadan çalışabileceğim bir düzen istiyordum. Bu esnada eğitim de vermek istiyordum. Kafamda ne varsa en güzel haliyle hepsini yaptım. Tam Salonumu kurarken bir yandan mesleki eğitim merkezinde kuaför ve güzellik uzmanları yetiştirmeye başlamıştım. Burada küçük bir zaman çakışması olduğu için hem salona hem okula hem de öğrencilere yetişmek çok zordu, bir tarafa yetsem bir tarafa eksik kalıyordum, tempom devam ediyordu. Okula bir süre ara vererek salonuma odaklandım. En kısa zamanda eğitime de geri dönmek istiyorum çünkü ben öğrendiğim her şeyi paylaşmadan duramam. Şimdilik salonumda butik bir hizmet veriyorum. Az ve öz mantığında, küçük bir ekip ile aşırılıktan uzak, doğala en yakın anlayış ile dokunmaya çalışıyoruz.
“Beden ruhun evidir” diyorsunuz; bu felsefeyi bakım rutinlerinize ve danışanlarınıza nasıl yansıtıyorsunuz?
Bedenimiz bir ev gibi ruhumuzu saran köşkümüz sarayımız bana göre. Ne kadar iyi hissettiğimiz, enerjimiz bedenlerimizin ve zihinlerimizin sağlığı ile doğru orantılı. Bazen bir rahatlama bazen iyi hissetme bazen bir özgüven ama tamamına bakarsak kişisel bakım bir öz saygıdır. İmkanlar doğrultusunda öz bakımımızı eksik etmemeliyiz. Çünkü bizi son nefesimize dek koruyucu bir kalkan misali. Yani nasıl yaşlanmak istiyoruz mesela bunu düşünebiliriz. Bu kadar çok dış uyaran varken doğaldan bu kadar uzaklaşmışken, cildimizi bedenimizi tüm bu savaşın ortasında al sen doğal yaşlan diyerek kendi haline bırakamayız. Bu terk etmek demek. Maalesef bazen görüyorum imkansızlıktan değil ama vaktim yok diyor ya da inanmıyor, gerekli görmüyor. Eskiden bu kremler mi vardı diye düşünülüyor belki ama eskiden o imkansızlıklarda bile kadınlar çok çeşitli bitkilerden faydalanmış hep. Yani bu da kendimizi kandırma ve kaçış yolu gibi. Bakımlı olmakla güzellik algısını karıştırmamak da gerek. Bakım deyince; genç görünmeye çalışmak ya da yaşı gizleme çabası değil sadece olağan akışa yardımcı olmaktır aslında. Kuru bir cildi doğru bir bakım ile nemlendirmek kuruyan bir çiçeğe su vermek gibi… Doğal olanı aslında bu minik dokunuşlarla korumaktır.

Altın oran kaş uygulamalarında en çok dikkat ettiğiniz şey ne oluyor?
Yıllar önce altın oran diye bir şey duyduğumda çok şaşırmıştım; tüm dünya bu oran ile orantılanmış, yani asimetrinin bile simetrisi var. Kaşlarımızı alırken de basit bir kaş alımı deyip geçmek kendimize haksızlık bence, çünkü kaşlarımız ifademizi oluşturuyor. Mevcut kaş şekli bizi olmadığımız hâlde yaşlı, üzgün, şaşkın, mutsuz, sinirli gösterebilir. Bunu ölçerken altın noktalardan bir taslak çıkardıktan sonra tabii ki mevcut kaş yapısı, yüzün kemik ve kas yapısı, şekli, kaş-göz arasındaki mesafe, kaş şekillendirici kullanıp kullanmadığı, mesleği bile baz alınarak en son kendi göz zevkimi de katarak bir tasarım yapıyorum.
Vegan Lash Lifting uygulaması son dönemde öne çıkıyor. Bu yöntemi diğerlerinden ayıran en belirgin fark ne?
Vegan Lash Lifting işlemi kirpiklerimizi zarar vermeden hatta besleyerek kıvırma işlemidir. Burada Vegan olmasına özellikle dikkat ediyoruz zaten markalar da artık daha iyi teknolojiler sunuyor bize. Çünkü göz etrafı çok hassas bir bölge ve ürünün zararsız olması çok önemli aksi halde kimse risk almak istemez. Burada ifade tasarımı diye nitelendirdiğimiz kaş ve kirpik bütünlüğü olduğu için bazen o kadar gür ve uzun kirpiği olan danışanlarımız bunun farkında bile olamıyor ve benim kirpiğim yok diyor, kısa zannediyor, kısa bile olsa kıvrılınca ifade bambaşka oluyor. Çünkü normalde o kadar düz ki asla kirpik görünmüyor. Lifting işleminden sonra kişiler o ifadeye alışıyorlar ve sürekli yaptırmak istiyorlar. Ama sonuçta kirpikte kimyasal bir durum oluşturarak kıvrım ortaya çıkıyor bu devamlılık bazen kişileri zarar görür mü diye korkutabiliyor. Aslında kirpiklerimiz de aynı saçlarımız gibi dökülüyor ama düz kirpiği olan biri kirpiğinin yoğunluğunu görmediği için dökülme sürecini de çok anlayamıyor. Kıvırma işlemi sonrasında belirgin kirpiklerde dökülme olduğu zaman gözlemleme şansı da olduğu için acaba mı diyebiliyorlar. Zarar yerine fayda vermesi konusunda vegan ürünler hayvansal katkı maddesi içermediği için tercihimiz oluyor ayrıca tabiki hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Hipoalerjenik bu içeriklerin kirpiklerin uzamasını bile desteklediğini gözlemliyoruz çoğu zaman.

“İfade tasarımı” sizin için tam olarak ne anlama geliyor?
İfade tasarımı aslında tam olarak gerçek kendimiz olan biziz. Yani gerçekte sinirli değil ama kaşların yapısı sizi sinirli gösterebilir ya da mutsuz, yorgun. Ama aslında öyle değilsiniz; düşünsenize olmadığınız gibi görünüyorsunuz. İşte biz buna dokunuyoruz. Ben kişiye bakınca işi, giyim tarzı, saç şekli, yüz şekli, yaşı hepsini bir bütün olarak değerlendirip kafamda resmediyorum. Mevcut kaş şekli izin verdiği kadarı ile de bunu dönüştürüyorum. Mevcut şekil uygun değilse de kalıcı ya da geçici yöntemlerle de dokunabiliyoruz kişinin tercihine göre.
Cilt bakımında ilk görüşte anlayabildiğiniz şeyler oluyor mu? Mesela bir danışana bakınca ilk ne dikkatinizi çeker?
Ciltte ilk bakışta anlayabildiğimiz birçok şey oluyor. Basit bir dille ve kısaca anlatmak gerekirse, mat bir cilt ya da tam aksine yağdan aşırı parlayan bir cilt bize ihtiyacını söyler. Burada ilk hedef sağlıklı bir cilt bariyeri ve deri kalitesidir. Gözle görülen kısmın haricinde gerçek bir cilt analizi yaparak da yapabileceklerimiz dahilinde kişilere uygun bakımı belirleyip, akabinde neler yapmaları gerektiğini de mutlaka bilgilendiriyoruz. Çünkü her işlem bizim için bir eser gibi; dönüp dönüp bakıyoruz.
Özgüveni en çok etkileyen bakım uygulaması sizce hangisi? Ve rutin olarak uygulanmasını en çok belirttiğiniz bakımlardan bahseder misiniz?
Bakım aslında bir bütün; yani özgüvenimizi en çok şu etkiler diyerek tercih yapabilmek çok zor. Saçınız, cildiniz, elleriniz tertemiz ama ayakkabınız çamur içinde, düşünebilir misiniz bunu? Ya da “Saçıma, üstüme özendim yeterli” diyerek çamurlu ayakkabıyı görmezden gelebilir misiniz? Biz de ayırt edemeyiz; el, ayak, saç ve cilt ya da beden bakımından birini. Hepsi birbirini destekleyen zincirin halkası gibi. Kişisel ve öz bakım bir bütündür. Bölgesel ele almak imkânsız gibi bir şey, eksik kalır zaten. O eksik kısım yapılan kısmı da harcar. Biz bütüne bakalım; temiz bir cilde tüm makyaj teslim olur diyelim.
Sakarya’da olmanın işinize kattığı en büyük artı ne? Yeni lokasyonlarda da bulunmayı düşünüyor musunuz?
Sakarya, büyük olduğu kadar da küçük bir şehir; hemen hemen herkes birbirini tanır ya da daha kolay tanınabilirsiniz. Burası benim doğduğum ve büyüdüğüm bir şehir, yani başka şehir bilmiyorum gibi hissediyorum. Kendi elimin değmediği bir lokasyonda bulunabilmek şu an için gündemimde yok. Bu konuda biraz fazla titizim; adımın çatısı altında oluşabilecek en ufak mutsuzluk beni çok üzer, bu yüzden kendi kontrolümde olmayan hiçbir işlemi yapmayı düşünmüyorum. İşlemleri kendim yapmasam da mutlaka bakar, karışır, dokunur, kurcalarım. Dahil olurum mutlaka. Bu yüzden başka lokasyonlarda bensiz işlemler beni mutlu etmeyebilir.
Kullandığınız bakım ürünlerini seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Ürün kalitesinin bakım rutinindeki önemi hakkında neler söylersiniz?
Ürün seçimi belki de bu işin en zor kısmı çünkü çok çeşitlilik ve fiyat politikası var. Yaptığımız bakımlarda cilde daha sonra baktığımda sanki bir tabloymuş ve oradaki resme bakıyor gibi hissediyorum. Yani cilt nasıldı ve nasıl oldu kısmı ile çok ilgileniyorum. Bunu cilt analizi ile de ölçüyoruz ama ilk göze çarpan kısmından aşırı besleniyorum. Ürünlerin globalde kendini ispat etmiş olması, etken madde kalitesi, emilim, bıraktığı his ve tabii ki sonuç bizim için önemli. Kişi farkı gördükçe zaten kendi de motive oluyor ve bakımını ihmal etmiyor. Hızlı etkinlik bizi olduğundan daha çok kişiyi motive ediyor; yani farkı gördükçe bizim kadar karşı taraf da besleniyor. Bizim için bu çok önemli: “Önce zarar verme” ilkesi ile hareket ediyoruz ve bakıma aldığımız cildi artık sahipleniyor ve aslında kişiye emanet ediyoruz diyebiliriz :) Farkedilen bir sonuç oluşturmak bize yeni insanlar kazandırıyor. Memnuniyet en büyük reklamımız. Bunun için kurduğum salonumda tabii ki en önemsediğim konu ürün seçimi. Bunun için ne gerekiyorsa araştırıyor ve yapıyoruz. Bütçeye göre kalite değil, en iyiyi herkese uygun hâlde sunmaya gayret ediyorum; bu da biraz zorlasa da herkese bunu sunabilmek beni çok mutlu ediyor. Yani başkalarının mutluluğundan aşırı besleniyorum. Salonumun politikası az, öz ve herkese hitap şeklinde. Herkesin buna ayırdığı bütçe çok kıymetli; biz de buna layık hizmet vermeye çalışıyoruz.
Sizce iyi bir cilt bakımı yalnızca teknik bilgiyle mi ilgilidir, yoksa biraz profesyonel gözlemle de ilgilidir diyebilir miyiz?
İyi bir cilt bakımı çok geniş bir kavram. Cilde göre cilt bakımı diyebiliriz buna. Teknik bilgi çok önemli ama bazen ne kadar iyi teknik bilgiye sahip olursanız olun beklenmedik durumlar gelişebilir. Bu yüzden çok iyi bir gözlemci olmak lazım. Her cildin metabolizması, toleransı çok farklı. Bilgi ve deneyim bir araya gelince ideal performans çıkıyor ortaya. Mesela cildi sıkmak çok iyi temizlemek demek değildir ya da cilt masajını çok baskılı yapmak çok iyi anlamına gelmez. Cilt bakımının fizyolojik olduğu kadar psikolojik de etkileri vardır.
Hedefimiz mevcut durumun üzerine koyulmuş iyi bir histir.
Instagram: letsshine_sakarya



0 Yorum