Ağız ve diş sağlığı, bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kritik bir alan. Ancak bir hekim, yalnızca uyguladığı tedavilerle değil; empatisi, yaklaşımı ve hastaya verdiği güvenle de fark yaratır. Diş Hekimi Gönül Uluce, mesleğe adım atış hikâyesinden bugüne uzanan süreçte tam da bu yaklaşımıyla öne çıkan bir isim.

Çocukluk döneminde yaşadığı bir deneyimin şekillendirdiği hekimlik bakış açısı, bugün onun mesleki çizgisinin temel taşı niteliğinde. Mars Yaşam Merkezi’nde hizmet veren kliniğinde; fonksiyonel, estetik ve bilimsel yaklaşımları bir araya getirerek hastalarına bütüncül bir tedavi anlayışı sunuyor. Kendisini daha yakından tanımak için sorularımıza kulak verelim.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Diş hekimliği yolculuğunuz nasıl başladı?

1975 yılında İzmit’te doğdum ve eğitim hayatımın tamamı bu şehirde geçti. Diş hekimliğini seçmemde, çocukluk dönemimde bir hastanede tanık olduğum olayın çok güçlü bir etkisi vardır.

Küçük kardeşim 8 yaşındayken bir hastanenin diş polikliniğinde süt dişi çekilecekti. Annem, o dönem halk arasında yaygın olan bir inanıştan hareketle hekime masumane bir şekilde, “Anestezi yapılırsa alttan gelen daimi diş çıkmaz mı?” diye sordu. Bu sorunun ardından hekim, anestezi uygulamadan işlemi gerçekleştirmeyi tercih etti. Kardeşimin o yaşta yaşadığı acı, annemin çaresizliği ve odadaki gerginlik beni 12 yaşında derinden etkiledi. O gün kendime bir söz verdim: “Bir gün hekim olursam, her hastaya empatiyle yaklaşacağım, her işlemi açıklayacağım ve kimsenin acı içinde kalmasına izin vermeyeceğim.” Mesleğe bakışımın temeli işte o hastane odasında atıldı.

1998 yılında Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İzmit’te meslek hayatıma başladım. 1999 yılının sonu – 2000 yılının başında ilk kliniğimi açarak mesleki yolculuğuma bağımsız bir çizgide devam ettim. 2015 yılında bir klinik ortaklığı deneyimiyle mesleki sorumluluklarımı genişlettim. Bu süreç, bakış açımı zenginleştiren önemli tecrübeler kazandırdı.

Yıllar içinde şekillenen mesleki vizyonumu kendi imzamı taşıyan bir ortama dönüştürme isteğiyle kliniğimi Mars Yaşam Merkezi’nde konumlandırdım. 2016–2018 yılları arasında Kocaeli Diş Hekimleri Odası 15. Dönem Başkanı olarak görev yaptım. Bu dönemde meslek etiği, dayanışma ve toplumda ağız–diş sağlığı farkındalığının artırılması önceliklerim arasında yer aldı.

Mesleğinizde sizi en çok motive eden şey nedir?

Her hastanın farklı bir ihtiyacı ve hikâyesi olması, mesleği benim için daha anlamlı ve dinamik kılıyor.

Tedavi sürecinin ilerleyişini görmek, hastanın kendini daha iyi hissetmesi ve güven ortamının oluşması en büyük motivasyon kaynaklarımdan biridir.

 

“İyi ki bu mesleği seçtim” dediğiniz anlar neler?

Bir hastanın koltuğa oturduğunda duyduğu kaygının, süreç sonunda yerini rahatlama ve güvene bırakması benim için çok kıymetlidir. Bu değişime tanıklık etmek, “İyi ki hekim olmuşum.” dediğim anların başında gelir.

 

Kliniğinizde hangi alanlarda çalışıyorsunuz?

Çalışma alanım, diş hekimliğinin temel başlıklarını kapsamaktadır:

​•​ Koruyucu uygulamalar

​• ​Restoratif tedaviler

​•​ Protetik çözümler

​•​ Estetik odaklı işlemler

​•​ Fonksiyonel planlamalar

Tüm tedaviler, bilimsel kılavuzlar doğrultusunda ve kişiye özel olarak planlanmaktadır.

Hastalarınızda en sık karşılaştığınız ağız ve diş sağlığı sorunları nelerdir?

Toplumda en sık rastlanan problemler arasında şunlar yer almaktadır:

​•​Diş eti hastalıkları

​•​Çürükler

​•​Çene eklemi rahatsızlıkları

​•​Aşınmalar

​•​Diş sıkma (bruksizm)

Bu problemlerin önemli bir kısmı; düzenli kontrol, doğru ağız hijyeni ve uygun yönlendirmeyle azaltılabilir.

Estetik ve fonksiyon arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Tedavi sürecinde yalnızca estetik sonuç değil; diş eti sağlığı, çiğneme fonksiyonları, çene ilişkileri, uzun dönem stabilitesi gibi kriterler de temel önceliklerimdir. Her planlama, hastanın ağız yapısı ve sağlık ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilir.

Genç hekimlere neler önerirsiniz?

Diş hekimliği; bilgi kadar sabır, iletişim ve empati gerektiren bir meslektir. Genç hekimlere önerilerim:

Bilimsel yenilikleri takip etmeleri, meslek etiğini her zaman ön planda tutmaları, iletişim becerilerini geliştirmeleri, hastaları birey olarak değerlendirmeleri, empatiyi asla kaybetmemeleri. Bir hekimin gücü, yalnızca teknik bilgisinden değil; insana yaklaşımındaki hassasiyetten gelir.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Mesleki yaşamım kadar annelik rolüm de benim için çok değerlidir. 14 yaşında bir kız çocuğu annesiyim; anneliğin kazandırdığı sabır ve empati, mesleğe yaklaşımıma her zaman olumlu şekilde yansır.

Ayrıca KOİDER’in aktif bir üyesi olarak, farklı mesleklerden kadınların bir arada olduğu dayanışma ortamının parçası olmak bana güç ve geniş bir bakış açısı kazandırmaktadır.

Instagram: dishekimigonululuce

0 Yorum

Yorum Alanı

Lütfen gerekli Alanları Doldurunuz *