''Como Gölü'nden İlhamla... Tasarımın Kalbinden Süzülen Bir Huzur Hikayesi''

ŞULE SARAÇ

MERVE KAVAN

TASARIM DÜNYASININ İKİ ZARİF İSMİ

MERVE KAVAN VE ŞULE SARAÇ, BU KEZ SADECE ESTETİK BAKIŞ AÇILARIYLA DEĞİL, DUYGUYA VE SADELİĞE DOKUNAN BİR YAŞAM ALANIYLA KARŞIMIZDA: CASA DI COMO. İSMİNİ İTALYA’NIN BÜYÜLEYİCİ COMO GÖLÜ’NDEN ALAN BU KAFE, ASLINDA SADECE KAHVE İÇİLECEK BİR YER DEĞİL; İÇİNDE HUZURU, DOKUYU, KOKUYU VE İLHAMI BARINDIRAN BİR DURAK.

KOCAELİ’NİN SAKİN AMA KENDİNE ÖZGÜ RUHU OLAN BAŞİSKELE’DE KONUMLANAN CASA DI COMO, MİMARİ DOKUNUŞLARI VE DOĞAL DETAYLARIYLA “TASARLANMIŞ AMA KENDİLİĞİNDEN” HİSSİ UYANDIRAN NADİR MEKANLARDAN BİRİ. MERVE VE ŞULE, YILLAR SÜREN TASARIM TECRÜBELERİNİ, BU MEKÂNDA HEM GÖRSEL HEM DE DUYUSAL BİR DENEYİME DÖNÜŞTÜRMÜŞLER. ÜSTELİK BUNU, BÜYÜK CÜMLELERE BAŞVURMADAN, SADE AMA ETKİLİ BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRMİŞLER.

GREY DERGİ OLARAK, ONLARI BU YENİ YOLCULUKLARINDA TEKRAR KAPAĞIMIZA TAŞIMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUZ. GELİN, TASARIMDAN İLHAMA, KAFE DENEYİMİNDEN GELECEK HAYALLERE KADAR UZANAN BU HİKÂYEYİ KENDİ CÜMLELERİYLE DİNLEYELİM.

Merve ve Şule; Grey Dergi’nin kapak konukları olarak tekrar merhaba! İlk kapak çalışmamızdan sonra yeni ve heyecan dolu bir hikâyeye daha başladınız. Casa di Como’nun ilhamı Como Gölü’nden geliyor ama sizce bu isim sizde ilk neyi çağrıştırdı? Bir mekâna bu kadar dingin bir ruh yüklemek nasıl bir his?

Şule & Merve: Merhaba! Ne güzel bir soruyla başlıyoruz, teşekkür ederiz. Casa di Como ismini koyarken gözümüzün önüne hemen Como Gölü’nün o dingin, zarif ve doğal güzelliği geldi. Ama işin aslı şu ki, bu isim bize sadece bir coğrafyayı değil, bir yaşam hissini çağrıştırdı. Hani bazı yerler vardır ya, içeri adım attığınızda sizi hemen sakinleştirir… Casa di Como da bizim için öyle bir yer olmalıydı.

Mimar olarak bir mekâna estetik katmak elbette işimizin bir parçası; ama ona ruh katmak bambaşka bir mesele. Bu proje tam anlamıyla içimizden geldi. Sadece bir mekân değil, bir his yaratmak istedik: Sıcak, samimi ve içten… Sade ama derin, zarif ama ulaşılabilir, huzurlu ama tekdüze olmayan bir yer. Sanki göl kenarında zaman yavaş akıyormuş gibi… İşte biz o hissi mimariyle, doku ve ışıkla, hatta kahve kokusuyla anlatmak istedik.

Ve belki de en güzel tarafı şu: Mekânı ilk kez ziyaret eden birinin “Burası çok huzurlu.” demesi, bizim için bu projenin en kıymetli onayı oluyor.

Malzemeden ışık kullanımına, mekânsal kurguya kadar bildiğimiz her şeyi getirdik yanımıza. 

Ama bu kez daha içgüdüsel, daha “biz” gibi yaptık her şeyi. Tasarımdan çok, hislerle başladık diyebiliriz.

 

Casa Design markanızla mimari kimliğinizi uzun yıllardır taşıyorsunuz. Bu yeni oluşumda o kimlikten neleri yanınıza aldınız, neleri baştan tanımladınız?

Casa Design bizim mimari dilimiz, hayata bakışımız, hatta biraz da karakterimiz aslında. Yıllardır projelerimizde estetik, sadelik ve işlevselliği bir arada tutmaya özen gösterdik. Casa di Como’da da bu duruşu tamamen koruduk.

Ama burası farklı bir deneyim alanı. İlk kez kendi tasarladığımız mekânda, insanların o tasarımı nasıl yaşadığını birebir gözlemleyebiliyoruz. Bu yüzden mimari kimliğimizi taşıdık ama daha sıcak, daha samimi bir yorum ekledik.

Malzemeden ışık kullanımına, mekânsal kurguya kadar bildiğimiz her şeyi getirdik yanımıza. Ama bu kez daha içgüdüsel, daha “biz” gibi yaptık her şeyi. Tasarımdan çok, hislerle başladık diyebiliriz.

BİZİM İÇİN EV DEMEK; KORUNAKLI, SICAK, YARGILANMADAN VAR OLABİLDİĞİNİZ BİR ALAN DEMEK. CASA DI COMO’DA DA TAM OLARAK BUNU HİSSETTİRMEK İSTEDİK.

Mekândaki sadelik ve el yapımı detaylar hemen fark ediliyor. Bunu sadece bir estetik tercih değil, bir duruş olarak mı kurguladınız? Mekâna adım atan biri sizce ilk ne hissediyor?

Mekândaki sadelik ve el yapımı detaylar bizim için sadece estetik bir tercih değil, tam anlamıyla bir duruş. Casa di Como’yu tasarlarken hem şıklığı hem huzuru aynı anda hissettiren bir denge kurmak istedik. Burası abartıdan uzak ama son derece özenli bir alan — tam da Como’nun ruhuna yakışır şekilde elegant ve zamansız.

İçeri giren biri önce kendini evindeymiş gibi rahat hissediyor; sonra bir kahve söylüyor, yanına taze el yapımı bir tatlı… Derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Aslında en çok da bu hâli seviyoruz: İnsanların kalkmak istemediği, sadece oturmakla bile iyi hissettiği bir mekân yaratabilmiş olmak.

“Kendini evinde hissetmek” mottosu her yerde çokça kullanılıyor ama sizin için bu ne anlama geliyor? Gerçekten samimi bir alan yaratmanın ve aynı zamanda lezzetli ürünleri sunabilmenin sırrı sizce nedir?

“Kendini evinde hissetmek” artık çokça kullanılan bir ifade ama biz bu duyguyu gerçekten içselleştirerek yola çıktık. Bizim için ev demek; korunaklı, sıcak, yargılanmadan var olabildiğiniz bir alan demek. Casa di Como’da da tam olarak bunu hissettirmek istedik.

Gerçekten samimi bir alan yaratmak, incelikli ve özenli bir yaklaşım gerektirir. Mekânın ruhunu detaylarda hissettirmek; misafirlerin kendilerini özel ve huzurlu hissetmelerini sağlamak esastır. Lezzet konusunda ise kaliteli malzeme seçimi ve ustalıkla hazırlanan ürünler her zaman önceliğimizdir.

Bizce sırrı, işin her aşamasına kalpten bağlı kalmakta gizli.

Menüye bakınca, tasarımcı eliyle seçilmiş gibi bir bütünlük var. Lezzet seçim süreci nasıl ilerledi? Elbette hepsi çok iyi fakat “bizim favori lezzetimiz” dediğiniz ürün hangisi?

Menüyü hazırlarken, tıpkı mekânın tasarımında olduğu gibi özenle hareket ettik. Tatlılarımızın hepsi gerçekten çok güzel, aralarından seçim yapmak çok zor. Yine de “Como Chocolate” herkesin favorisi oldu diyebiliriz. Kruvasan çeşitlerimiz de çok beğeniliyor, mutlaka denemelisiniz. Ayrıca magnolia, San Sebastian ve cheesecake gibi tatlar da kesinlikle listenizde olmalı.

Mekânda kullandığınız objelerin, hatta bardakların ve tabakların bile bir hikâyesi var gibi. Bu detaylarda özellikle neye dikkat ediyorsunuz?

Kesinlikle! Bizim için sadece lezzet değil, o lezzetin nasıl sunulduğu da çok önemli. Bardaktan tabağa, her parçayı özenle seçiyoruz çünkü küçük detaylar misafirimizin deneyimini tamamlıyor. İnsanlar buraya geldiklerinde sadece tadıyla değil, gözleriyle de keyif alsın istiyoruz.

Sunumlarımızda samimiyet ve sıcaklığı hissettirmek bizim için çok önemli. Çünkü güzel bir kahve, dokunduğu her duyguyla unutulmaz bir anıya dönüşür.

Tasarımcı bakış açısıyla kurulan bir kafe olarak, mekânın iç akışında sizi en çok tatmin eden detay nedir?

Mekânın iç akışında en çok memnuniyet veren nokta, misafirlerimizin hem lezzetlerimizden hem de atmosferden eksiksiz şekilde keyif alarak mekânımızdan ayrılmalarıdır. Bir tasarımcı olarak bu uyum ve konforu sağlamak; misafirlerimizin kendilerini özel ve huzurlu hissetmelerini sağlamak bizim için çok kıymetli.

Bizim için sadece lezzet değil, o lezzetin nasıl sunulduğu da çok önemli. Bardaktan tabağa, her parçayı özenle seçiyoruz çünkü küçük detaylar misafirimizin deneyimini tamamlıyor. 

İnsanlar buraya geldiklerinde sadece tadıyla değil, gözleriyle de keyif alsın istiyoruz.

Aynı zamanda üst katında mimarlık işlerinizi de yürütebildiğiniz bir alanınız var. Bu kombinasyon sizi nasıl etkiliyor? Hem mimar hem kafe işletmecisi olabilmek arasındaki bağı nasıl kurabildiniz?

Kahve, biz mimarlar için sadece bir içecek değil; düşüncelerimizi topladığımız, ilham aldığımız bir ritüel. Casa di Como’nun hem çalışma alanımız hem de kafe olarak birleşmesi, bu tutkunun doğal bir yansıması oldu.

Kahvenin o sıcaklığı ve enerjisi tasarımlarımıza da yansıyor. Mimarlık ile kahvenin buluştuğu bu ortam, hem üretkenliğimizi artırıyor hem de misafirlerimize samimi bir deneyim sunmamızı sağlıyor.

Casa di Como gelecekte nasıl evrilir sizce? Şubeleşme mi, yoksa olduğu yerde büyüyen bir hikâye mi?

Aslında biz de tam olarak bunu keşfetmekteyiz! Casa di Como’nun büyüme hikâyesi nasıl şekillenecek, zamanla hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Belki ileride şubeleşme heyecanı olur, belki de buradaki ruhu koruyarak olduğu yerde derinleşip daha da özel bir yer hâline geliriz.

En önemlisi; nerede olursak olalım, samimiyetimizi ve tutkumuzu asla kaybetmemek. Bu yolculukta sürprizlere ve güzel gelişmelere her zaman açığız!

Son olarak; bu projeyi tamamlayıp ilk açılış gününü yaşadığınızda, içeri girip gözünüzü gezdirdiğiniz o ilk anı hatırlıyor musunuz? Ne hissettiniz?

İçeri ilk adımımızı attığımız anı asla unutamayız. O kadar çok detayla, kararlarla, hayalle örülü bir süreçti ki… Bir anlığına tüm o yoğunluk durdu, gözümüz mekânda dolaşırken içimizde tarifsiz bir huzur ve gurur hissettik.

Her köşesi “bizim”di — sadece tasarım anlamında değil, emeğin, sabrın ve hayalin somut hâliydi. Sanki yıllardır kurduğumuz bir hayal, nihayet gerçeğe dönüşmüştü. O an anladık ki bu sadece bir mekân değil, ruhumuzu yansıtan bir yer olmuş.

Her köşede bir anı, her detayda uykusuz bir gece vardı. Gözümüz spotlardaydı, gönlümüz menüdeydi… Ama en çok da “İyi ki yapmışız.” dedirten bir sıcaklık vardı içeride.

CASA DI COMO’NUN BÜYÜME HİKÂYESİ NASIL ŞEKİLLENECEK, ZAMANLA HEP BİRLİKTE YAŞAYARAK GÖRECEĞİZ. BELKİ İLERİDE ŞUBELEŞME HEYECANI OLUR, BELKİ DE BURADAKİ RUHU KORUYARAK OLDUĞU YERDE DERİNLEŞİP DAHA DA ÖZEL BİR YER HÂLİNE GELİRİZ.

Instagram: casadicomocoffee

0 Yorum

Yorum Alanı

Lütfen gerekli Alanları Doldurunuz *